Kediler Dünyası-kısa hikaye

KEDİLER DÜNYASI
‘Kısa Hikâye’
Yazan: KEMAL BEYATLI
Bizim dünyamız, yani bizim kediler dünyasını; sizlere anlatacağım.
Bizler bir köyde kediler olarak yaşıyorduk.
Bizim bir huyumuz vardı; her hafta sonları toplantı yapardık. Toplantılarımızda kim ne kadar güvercin avladı? Kim hangi kasabın dükkânı önünde pinekledi ve ciğer kaptı? Kim ne kadar yavru yaptı? Dünyaya gelen yavruların durumu nasıl? Nerede yaşıyorlar? Yine bizim köydeler mi yoksa çaktırmadan köyden tüymüşlerdi? Hangi cesurumuz -burada uydurma kahramanlıklar anlatan çok olurdu- köpeklerin saldırısına aldırmadı ve onlara karşı koydu…
Toplantılarımızın ilginç yanı herkes aynı anda konuşurdu! Yanlış anlaşılmasın, yani miyavlardı. Zaten kediler miyavlayarak anlaşırlar, bunu açıklamaya da gerek yoktur sanırım. Yine de söylemiş olayım. Herkes aynı anda konuştuğu için toplantılarımızda pek bir şey anlaşılmazdı. Yine de herkes başını sallar ve anlamış gibi yapardı. Bu da başka bir ilginç yanımız idi. Kanıtı da; toplantıdan sonra iki kedi aralarında toplantıda geçen konu hakkında biri ötekine soru sorduğunda: hangi konu? Diye de yanıtı duyduğunuzda şaşırmayın lütfen. Toplantıda konuşanları kimse dinlemediğini anlamış olursunuz böylece.
Toplantılarımızda ayrıca biri konuşurken sağ pençesini -ki hep sivri tırnaklı pençeler olurdu- yandakilerin yüzüne vurur yaralardı. Bu huyumuza bir anlam verememiştim doğrusu. Niye böyleydik ve niye böyle yapardık? Toplantıdan çıkan kedilerin çoğunun yüzü – gözü yara bere içinde olurdu.
Dişi kediler ise zavallı konumundaydılar. Toplantılardan pek kârlı çıkmazlardı. Çünkü erkek kediler seslerini o kadar yükseltirlerdi ki; dişi kedileri duyan bile olmazdı. Buna rağmen erkek kediler konuşurken dişi kedilere bakmaktan da kendilerini alıkoyamazlardı. Bir nevi kur yapmış gibi olurlardı.
Toplantılarımız zamanla sıkıcı olmaya başladı. Tatsız tuzsuz konuşmalar, vakit geçirmek için bir araya gelmekten ziyade bir anlam taşımıyordu o kalabalıkta bulunmamız. Oysa bir yığın sorunumuz vardı:
Kış aylarında yiyecek sıkıntısı,
Yine kış aylarında başımızı sokacak yuvaların olmayışı,
Bir dişi kedinin yavrularını korumak için bazen ahırlarda, bazen de mahzenlerde çuvalların arkasında gizlenirdi. Anne kedi dışarı çıkıp yiyecek aramak zorundaydı. Yoksa minicik yavrulara süt nasıl verebilirdi. İşte burada kendini bilmezler o minicik yavrulara saldırırdı. Kimi zalim yavruları çuvala koyup çok uzaklara atardı. Oysa o yavruların da yaşama hakkı vardı… Anlatacak daha çok şey var da… Söylemeye dilim varmıyor… Ta bir gün toplantı sırasında bir kedi öne atıldı. Biber, kedinin adı Biber idi. Zaten söz almak için toplantıyı yönetenden izin alma diye bir huyumuz da yoktu. Neyse Biber bir anda ortaya atıldı:
“Hanımlar -bunu söylerken dişi kedilere bakarak gülümsedi tabii- beyler -burada biraz ciddileşti- bilirsiniz yan köyde pek çok köpek var. Zaman zaman bizim köye saldırırlar ve bizi oldukça rahatsız ederler.”
“Bunu yıllardır yapıyorlar!” dedi Bulut adındaki kedi.
Yine gürültü içinde Biber ile Bulut’un konuşmaları karambole gidecekti ki, Biber var gücüyle bağırdı ve etraftakileri susturup ve kendisini dinlemelerini rica etti.
“Arkadaşlar, lütfen dinleyin. Durum çok ciddi!”
Hadi oradan, der gibi bazılarının yüz ifadesi değişse de yine dinleyenlerin sayısı az değildi. Biber:
“Hiç dikkatinizi çekmiyor mu, bazı arkadaşların konuşmaları -miyavları- aynı köpeklerin havlamasına benzemeye başladı!”
Oradakiler herkes biri birine baktı. Hatta bir iki kedi sesini denemek için yavaştan miyavladı. Biber, duruma el koymak için tekrar sesini yükseltti:
“Kalubeladan beri bize has olan dilimizi bazı arkadaşlar unuttu galiba. Hiç bize uymayan bizim gırtlak tellerimize yakışmayan bir ses mi icat etmek istiyorlar?”
Toplantıda bir kedi de aniden aynı köpekler gibi hırlardı.
“Duydunuz mu?” Bağırdı Biber. “Kimdi o, hırlayan kimdi?”
Hırlama sesi çıkaran kedi kendini savunmak için “Yanlış anlaşıldı arkadaşlar, galiba ben geğirdim de sesim böyle çıktı!”
Tabii Biber’in söyledikleriyle geğirdiğini söyleyen kedinin çıkardığı sesin tevafuk olduğu bu kadar olur ancak, dedirtti hepimize. Hırlayan kedinin adı Duman idi. Zaten kendisi de duman gibi yalpalayan tiptendi.
Toplantıda olanları anlayan anladı anlamayana davul zurna az misali.
Benim de huyum batsın Biber’in konuşma yaptığı toplantıdan bu yana, her hal ve harekâtı dikkat çeken kedinin peşine düşüyordum. Huyu suyu değişenin gölgesi oldum. Keşke bu huyu edinmeseydim.
Neden sorarsanız, efendime söyleyeyim takip ettiğim bazı kediler meğer gün batımıyla komşu köyün köpekleriyle kafa çekmeye gidiyorlarmış. Yiyip içip eğleniyorlarmış. Hatta bazıları köpeklerden arta kalan kemikleri hart hurt sesler çıkararak kemik yemeye başlamışlardı. Hatta bazı kedilerin salyalar akıttığı da görüldü.
Git gide bizim kediler ailesinde huylar değişti.
Huylarımız öyle değişti ki… Biz kediler en kirli en çamurlu yerden geçtiğimizde asla üstümüze çamur sıçratmazdık. Ayağımızı nereye basacağımızı önceden düşünür sonra adım atardık. Köpekler öyle miydi? Hayır. Bir kedi ve bir köpek aynı çamurlu bölgede yürümeye kalksalar, çamurlu bölgenin sonunda kedinin vücudunda bir zerrecik çamur göremezsiniz. Bir de köpeğe baksanız tepeden tırnağa kadar çamur içinde olduğunu görürsünüz.
Biz farklıydık. Köpeklerin huyu bize gelene kadar…
Bayramlarımız, eğlencelerimiz başka türlü olmaya başladı. Ne söylediğimiz şarkılar bizim bildiğimiz şarkılara benziyordu ne de yan yana durunca halayımız…
Son zamanlarda bir araya da gelmiyoruz. Çünkü toplantılarımızda kavgalar başladı. Herkes biri birine ciğer hırsızı diye söze başladılar. Sanki köyümüzde binlerce kurban ve onlarca kasap ve her gün tonlarca ciğer elde ediliyordu! Kimse hesap kitap etmeden, doğru düşünmeden laf olsun torba dolsun toplantılarımız birbirimizi suçlamaktan öteye gitmiyordu. Dedim ay köpeklerin üst başları hep çamurlu olduğundan bizimkiler de birbirlerine çamur atmayı öğrendiler.
Yine de herkes fıtrata döneceğine inandığım için -ki içimde bu konuda hiç şüphem olmadı-hâlâ sağlam kediler ailesinde nefsine düşkünlere uymayanlar var. Bizim dünyada yaşamaktadırlar. Onlar da olmasaydı, kıyamet çoktan kopmuştu.
Kerkük
https://www.tyb.org.tr/kemal-beyatli-kediler-dunyasi…

Paylaş:
Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

Benzer Yazılar

Kemal Beyatlı’nın kaleminden günlük, haftalık yazılar, şiirler…

536397460_2260549061128472_807997896336801306_n

Askıda Bekleyen Hak/Təxirə Salınmış Haqq

Askıda Bekleyen Hak hikâyemi Azerbaycan’ın tanınmış yazar ve araştırmacı Sayın Neriman Abdurrahman tarafından...
şiir

Ayrılmayan Dost

Ayrılmayan Dost   dur biraz, sen bekle, dedim yalnızlığa yola çıktım, sana doğru gürültü patırtı...
o bakış-şiir

O Bakış

O Bakış Öyle bakma yavrucuğum Bu bakışlara bütün şarkılar, türküler diz çöker Hatta şiirler Bakma öyle...
Şerif Aydemir

Şerif Aydemir ve Sular Seller Gibi Yazıları

Bazen kafanızı kurcalayan o kadar konu olur ki hemen bilgisayarın başına geçer bir çırpıda kafanızdaki...