Acının Dörtlüsü/kısa öyküler/çeviri

Acının Dörtlüsü

Yazan: Hediyye Hüseyin

Arapça Aslından Çeviren: Kemal Beyatlı

“1”

*Savaşın Tozu*

 

Saat gece yarısını biraz geçiyordu. Gece çok soğuktu. Kalın bir örtüyü üstüme çektim. Uyku sultanı kendine beni çekmeden birinin kapıyı tıkladığını duydum. Nağmesine aşina olduğum bir vuruşlardı. Çok kez olduğu gibi bu kez demi anahtarı unuttu acaba?

Kapıyı açmak için zorbela yerinden kalktım.

Hala yüzünde ve elbisesinde savaşın tozu yapışmış duruyordu… Alışılagelmiş bir huy işte, almak için hemen banyoya girdi. Yıkandı.

Sabahleyin güneş pencereden odaya girmeye başladı. Yüzümü cilveleştirerek karyolanın obur tarafına döndüm… Boş idi… Hatırladım; savaş, iki yıl oldu biteli ve oradan bir daha dönmedi…

*-*-*

 

 

 

“2”

*Son Öpücük*

 

Derin uykuya dalmıştı. Beş yaşındaki oğlum olurdu. Aniden siren/uyarı düdüğü çaldı… Rğya ile uyanık arasında, korkuyla hayret içerisinde bağırdı:

  • Baba

İki damla yaş yanaklarıma süzüldü. Kucakladım onu. Alnına son öpücüğü kondurduğunda iki aylık idi.

*-*-*

“3”

*Dönmek*

Kütüphanenin köşesinde duran ve metal tele bağlı küre şeklinde döner yer haritasına uzunca baktı. Bir şeyi arar gibi çizgilere, renklere düşünceli bir edayla baktı. Sonra bana döndü ve dedi:

  • Anne, bizim ev nerede?

Irak haritasına işaret ettim:

  • Burası.

İşaret ettiğim yere baktı. Sonra dünya haritasını hızla çevirdi.

  • Anne, niye bizde onunla dönmüyoruz? Dedi.
  • Oğlum biz dönüyoruz. Ancak dünyanın bizden haberi yok.

*-*-*

“4”

*Pencere*

Öğle vaktiydi…

Gözünün alabildiğine cadde dümdüz uzuyordu… Seyyar satıcıların kalabalığı kaldırımı kaplamıştı. Tezgâhlarından son malları satmaya çalışıyorlardı… Caddede arabaların geliş yönüne ters iki değneğin yardımıyla tek bacaklı adamın yürüdüğünü görebiliyordu. Uzakta eğri bir minare, baş kısmı kopmuş hurma ağacı ve rengi solmuş evler görünüyordu…   Yüzünü pencerenin cama yapıştırdı, soluğunun çıkarmış olduğu buhar dilenen bir yaşlıyı, gıda eksikliğinden ölmemesini hayal ettiği çocuğa hamile kadını görmekten alıkoymamıştı.

Karşı camiden huşu içinde müezzinin sesi duyuldu… Sokaklardan beyaz ve gri renkte entarili erkekler göründü. Bazıları hızlı adımlarla bazıları da ağır adımlarla yürüyordu. Belki de şüphe ile inanç arasında gelgitteydiler. Her şeye rağmen namaz için camiye giriyorlardı.

Gece vaktiydi…

Ayın göndermiş olduğu loş ışığın dışında cadde karanlık idi… Evlerin kapıları sahiplerine kilitliydi… Kuşlar susmuştu, kendi penceresi dışındaki pencerelerin perdeleri örtülüydü… Saldırının başladığını uyarmak için gecenin karanlığından duyuldu siren sesi… Umutlar parçalandı, şarapnel gibi her tarafa saçıldı… Çocuklar annelerin kucağına sığındılar… Kötü oyununa başladı bombalar… Pencerenin önünden kımıldamadı kadın… Birazdan kroz füzesi o pencereden içeri savrulacaktı…

*-*-*

 

Paylaş:
Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

Benzer Yazılar

Kemal Beyatlı’nın kaleminden günlük, haftalık yazılar, şiirler…

536397460_2260549061128472_807997896336801306_n

Askıda Bekleyen Hak/Təxirə Salınmış Haqq

Askıda Bekleyen Hak hikâyemi Azerbaycan’ın tanınmış yazar ve araştırmacı Sayın Neriman Abdurrahman tarafından...
Ata Terzibaşı

Cesur ve Yürekli Bir İnsan: Ata Terzibaşı

Yıl 1976 Kerkük Türk Kültür Merkezi 2. mezuniyetini veriyordu. Bendeniz de bu 2. mezunlar arasındaydım....

Neden Olmasın!

Biz insanız ya Kavgadır her halimiz Hayatta geri dönüşü olmayan bir tek veda vardır! Onunda zamanı...
22

Kediler Dünyası-kısa hikaye

Son zamanlarda bir araya da gelmiyoruz. Çünkü toplantılarımızda kavgalar başladı. Herkes biri birine...